eco_yhumb

Bir Açık Yapıt Olarak Lindy Hop

Metin okumanın, okur ile yazar arasında nasıl bir ilişki ifade ettiği, metnin nasıl okunacağı – ve hatta kimi zaman – nasıl okunması gerektiği, çok uzun zamandır tartışıladursun, post modern okuma, okura daha fazla özgürlük tanıyan bir anlayışla yola çıkar ve metni, yazarın tekelinden kurtarır.

Umberto Eco, Açık Yapıt adlı eserinde, metnin üretim anı ile tüketim anı arasındaki ve okur ile yazar arasındaki diyalektiğe vurgu yapar; aynı zamanda da düzen ile düzensizlik arasındaki diyalektikten bahseder.

İster yazılı bir metin, ister bir müzik eseri, ister bir film olsun, açık yapıtlar, hareketlidir ve okuru, izleyiciyi ya da dinleyiciyi “sanatçı ile birlikte yapıtı yaratmaya davet eder.” Açık yapıtlar, “izleyicinin gelen uyaranın bütününü algılama edimi sırasında ortaya çıkaracağı iç ilişkilerin sürekli yaratılmasına” açıktır. Öte yandan, her sanat yapıtı, sonsuz sayıda okumaya açık olma özelliğini taşır. Bu okumalar, okurun kişisel dünyasından çıkar. Okurların kişiliğinin sonsuzluğu bir yana, okunan metnin yapısında bulunan karmaşa da açıklığı etkiler ve böylece, her metin sonsuz anlamlılığa doğru uzanır. Ayırca bu anlamlar, okurun kendisi için de sabit değildir ve her okumada değişebilir. (1)

opera_aperta

Kısacası Eco, sanat metinlerinde, okurun etkin rolünü savunur ve metnin, okura tek bir anlamı dayatmasını engellemek gerektiğinden bahseder. Böylece yorumlayan, çizgisel anlatımdaki pasifliğinden kurtulur ve okuma, metinden alınan haz ile sınırlı kalmaz. (2)

“İzleyici, kendi akıl ve duygulanım kapasitesine bağlı olarak parçayı algılamasına dayanan uyaranla, bu uyarana verdiği yanıt arasındaki oyuna katılır. Sanatçı, bir özel kompozisyonun, onu kurguladığı formda alınması ve ondan haz duyulması amacını güderek izleyiciye bitmiş bir ürün sunar. İzleyici, bu uyaranlar ve onların biçimlenimine kendi verdiği yanıtlar oynuyla tepki gösterirken, yine de kendi varoluş durumunu, tanımlı bir kültüre göre şartlanmasını, beğenilerini, kişisel eğilimlerini ve önyargılarını işin içine katar.” (3).

Daha da ileri gidecek olursak, Paul Valery “Bir metnin hakiki bir anlamı yoktur.” cümlesini kabul eder. Tindall ise, “bir sanat yapıtının, yaratıcısı da dahil olmak üzere, herhangi birinin inandığı gibi kullanabileceği bir araç olduğunu savunur.” (3)

Nasıl ki edebiyat, müzik, sinema gibi sanat dalları açık yapıt olabiliyorsa ve birer metin gibi okunabiliyorsa, genel olarak dans, özel olarak da Lindy Hop, aynı şekilde bir açık yapıt metni olarak ele alınabilir. Lindy Hop’un açık metin olma özelliklerine; otantik dönem ve yeniden doğuş sonrası günümüzdeki yorumlama, müziği yorumlama ve partner bağlantısını yorumlama olarak üç farklı yerden bakılabilir.

Dance to the Beat

Lindy Hopçular ve swing müzisyenleri arasında, otantik döneme sıkı sıkıya bağlı kalma ve kendi yorumunu katma gibi kavramlara bakış açıları arasında farklılıklar ortaya çıkabiliyor. Sözgelimi, bir taraf, otantik dönemin birebir aynı icra edilmesine daha yatkınken, diğer taraf daha ilerlemeci bir bakış açısıyla, performansına kendi yorumunu katabiliyor.

Bugün pek çok Lindy Hop ustasına baktığımızda, geçmişten ilham almış, fakat bu ilhamı kendi tarzlarıyla yorumlamış olduklarını görüyoruz. Burada, devreye, açık yapıttaki yorumlayıcının, yukarıda bahsedilen kendi varoluş durumu, belirli bir kültüre göre şartlanması, kişisel beğenileri ve eğilimleri giriyor. Dans, geçmişten alınan okumayla, bugünkü icracıların öznel varoluşlarının bir araya gelmesiyle şekilleniyor ve bu nedenle de, ne kadar Lindy Hopçu varsa, o kadar dans tarzı ortaya çıkıyor. Böylelikle de, tıpkı bir metnin sonsuz anlamı olduğu gibi, Lindy Hop’un da sonsuz stili ortaya çıkıyor ve dans, işte böyle ilerleyerek evriliyor. Lindy Hop’un, genel olarak, böyle bir evrime ve ilerlemeye izin veren özgürlüğe sahip bir dans olduğuna; bir yapıt olarak, yaratılmaya sürekli olarak devam ettiğine ve hareketli bir sanat metni olduğuna inanıyorum.

Müziğin dansçı tarafından yorumlanmasının, hem dansçı için hem de izleyici için, performansın en keyifli yönlerinden biri olduğunu düşünüyorum. Müziği dinleyip ona tepki vermek, daha doğrusu dans ederken dansçının kendini müziğin akışına bırakıp bedeninin hareketlerini müziğe göre şekillendirmesi, bir anlamda müziğin dansçı tarafından yorumlanmasıdır.

Aynı müziğe, iki farklı dansçı, birbirinden bambaşka görünen koreografiler hazırlayabilir ve çoğunlukla da böyle olacaktır. Her ikisi de müziğin durduğu yerlerde dursalar, hızlandığı yerlerde hızlansalar da, izleyiciye bambaşa görüneceklerdir. İşte burada kişisel arkaplan, beğeni ve eğilimler devreye girer. Bir swing parçası, sonsuz sayıda Lindy Hop koreografisine ev sahipliği yapabilir. Böylece de o parça, müzik / dans ilişkisindeki konumuda sürekli olarak yaratılmaya devam eder.

Lindy Hop’ta partner bağlantısı, sürekli olarak tartışılan ve üzerine farklı görüşler belirtilen bir konu. Ağırlık / hafiflik, sertlik / yumuşaklık, enerji, ivme, streç gibi kavramlar ve bunların nasıl bir dengede bulunması gerektiği üzerine farklı fikirler var. Burada, zaman zaman, kişisel tercihler devreye giriyor ve bu işin tek bir doğrusu olmadığı söyleniyor. Ancak yine de, farklı görüşlere sahip dansçıların birbirleriyle uyum içerisinde dans edebildiğine şahit oluyoruz.

keepcalm

Sözgelimi bir lider, aynı yönlendirme ile bir takipçinin belirli bir hareketi yapmasını sağlayabilirken, başka bir takipçinin aynı hareketi yapmasına neden olamayabilir. Ya da tersten söyleyecek olursak, bir takipçi, belirli bir yönlendirme ile belirli bir hareket yaparken, diğeri aynı derecede o hareketi gerçekleştirmeyebilir. Ancak yine de, farklı teknik anlayışlar, dans esnasında çözümlenip, dans yeniden yaratılabilir.

Kişisel farklılıklar ve yorumlamalardan dolayı, sonsuz sayıda bağlantı çeşidi olsa da, partnerler birbirleriyle dans ederken, kendi bağlantı anlayışlarıyla, diğer kişinin bağlantı anlayışını harmanlayacak bir yol bulabilir ve böylece ortaya, sonsuz sayıdaki benzersiz danslardan biri çıkabilir. Bu da, açık yapıt yorumlamasında bahsedilen, yorumlayan kişinin, gelen uyaranla beraber ortaya çıkan algılama edimindeki iç ilişklerinin, sürekli olarak yeniden yaratılmasına karşılık gelir.

Öte yandan Umberto Eco, Açık Yapıt’ın ardından Yorum ve Aşırı Yorum isimli bir eser yazmış ve metnin zorlama yorumundan, yani aşırı yorumlanma olasılığından da bahsetmiştir. Eco’ya göre, hangi yorumların en iyi olduğunu belirleyemeyecek olsak da, hangi yorumların kötü olduğunu belirleyecek ilkeler bulabiliriz. (4)

Eco, romanlarını açık yapıt olarak yorumlar. Onların, okuyucu için sonsuz anlamı olabileceğini kabul eder. Ancak kuramsal yazılarında ne söylemek istediğinin daha belirgin olduğunu ve buradaki zorlama yorumların aşırı yorum sayılabileceğini söyler.

Lindy Hop için de yine, aşırı yorum kavramının geçerli olduğunu söyleyebiliriz. Bu dans, her ne kadar yoruma ve ilerlemeye açık olsa ve özgürlüğe alan tanısa da, daha belirgin anlamları olan bazı teknik özelliklere de sahiptir.

Sözgelimi, yaylanmadan dans etmek ya da aşağıya doğru değil de yukarıya doğru yaylanmak, aşırı yorum olarak kabul edilebilir veya kötü yorumları belirleyen ilkelerden biri olarak düşünülebilir. Bu ilkeler, Lindy Hop’un temel doğasını ve diğer danslar içerisindeki ayırıcı özelliklerini belirleyen niteliklerdir.

Lindy Hop’un tüm bu tartışmalar ışığı altında, bir Açık Yapıt olarak okunabileceğine inanıyorum. İşte bu yüzden Lindy Hop, bana kalırsa, tamamlanmış bir eser değil. Bizim yorumlarımızla, oyuna katılmamızla, kişisel özelliklerimizi yansıttığımız tarzımızla şekillenmeye ve yeniden yaratılmaya devam ediyor. Bu nedenle de Lindy Hop heyecanı kolay kolay bitmiyor; Lindy Hop ile yaşananlar, kolay kolay tükenmiyor. Bu nedenle de Lindy Hop, bizden bağımsız değil, bizimle beraber var oluyor.

Kaynaklar
(1) Rigel, N. (2010). Eco, İletişimsel Chaosmos ve Ekolokasyon, (11-18), içinde Eco Dersleri. Ed. N. Rigel., Ş. Çağlar, A. Cengiz. İstanbul: Anonim Yayıncılık.
(2) Rigel, N. (2010). Umberto Eco İle Metin Okuma, (19-34), içinde Eco Dersleri. Ed. N. R Rigel., Ş. Çağlar, A. Cengiz. İstanbul: Anonim Yayıncılık.
(3) Eco, U. (1992). Açık Yapıt. Çev: P. Savaş. İstanbul: Can Yayınları.
(4) Eco, U. (2008). Yorum ve Aşırı Yorum. Çev: K. atakay. İstanbul: Can Yayınları.

google+

linkedin

Leave a Reply

Widget Area

This section is widgetized. To add widgets here, go to the Widgets panel in your WordPress admin, and add the widgets you would like to Right Sidebar.

*This message will be overwritten after widgets have been added